Dünyayı tedirgin eden an! Sadece 1,5 metre…

ABD’nin Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı (EUCOM), Baltık Denizi üstünde Amerikan jetine metrelerle yaklaşan Rus savaş uçağının görüntüsünü paylaştı.

Associated Press’in (AP) servis ettiği fotoğraf, 19 Haziran’da çekilmiş. Bir SU-27 Rus jeti, Amerikan RC-135U savaş uçağının dibine kadar sokuluyor. Hatta bazı karelerde SU-27’deki Rus pilot bile görülebiliyor.

19 Haziran tarihinde medyaya yansıyan haberlerde, Rus jetinin 1,5 metre yaklaştığı belirtilmişti.

Rusya ve ABD, son dönemde Baltık Denizi üstünde sık sık karşı karşıya geliyor. Moskova son olarak, Savunma Bakanı Sergey Şoygu’yu taşıyan uçağa ABD jetlerinin yaklaştığını duyurmuştu.

Gerilimi asıl besleyen ise, NATO ile Rusya arasında devam eden restleşme. NATO, geçen yıldan bu yana Rusya sınırında çok sayıda tatbikata imza attı. Tatbikatlarda gövde gösterisi yapan en büyük Ordu, elbette ABD oldu. Washington, Soğuk Savaş’tan bu yana Avrupa’ya en büyük askeri çıkarmasını yapmış durumda. Diğer NATO üyelerinin de asker verdiği tatbikatlar, Rusya lideri Vladimir Putin’i çok kızdırdı.

Rusya, Avrupa içindeki toprağı Kaliningrad’da S-300 ve İskender füzeleri yerleştirerek NATO’ya yanıt verdi. Putin’in bir diğer adımı da, Polonya sınırına asker yığmak oldu.

Kaynak: HABER7.COM

‘Kur’an sadece ses yarışmasının güftesinden ibaret değil’

ANKARA

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, TRT‘de yayınlanan Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması‘na ilişkin “Camilerde yapılan Kur’an-ı Kerim yarışmalarının evlere kadar girmesi, genç kuşakların Kur’an-ı Kerim’i güzel okumaya özendirilmesi son derece güzel bir adımdır. Burada tekrar tekrar ifade etmek isterim ki Kur’an sadece sesten, ses yarışmasının güftesinden ibaret değil, Kur’an-ı Kerim bir hayat kitabıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Görmez, 2017 Yılı Yaz Kur’an Kursları Açılış Programı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.

TRT’de yayınlanan Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması ile ilgili eleştirisinin anımsatılması üzerine Görmez, daha önce yaptığı açıklamayı hatırlatarak, “Benim daha önce yaptığım Kur’an yarışmalarıyla ilgili açıklama, Kur’an müsabakalarının kendisiyle ilgili değil, Kur’an-ı Kerim’in sese, nağmeye, makama, musikiye indirgenmemesi, onun bir hayat kitabı oluşu, onun bütün insanlara gelen bir rahmet oluşunun göz ardı edilmemesine yönelik bir açıklamadır.” dedi.

Kur’an-ı Kerim’in bir hayat kitabı olduğunun üzerinde önemle durmak gerektiğine işaret eden Başkan Görmez, “Kur’an-ı Kerim sadece lafz-ı celilden ibaret değil. Onun manası, gayesi, onun bir hayat kitabı oluşu, onun bütün insanlara gelen bir rahmet oluşunun göz ardı edilmemesine yönelik bir açıklamadır. Bilakis Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma müsabakaları tarih boyunca var olmuştur.” diye konuştu.

Diyanet İşleri Başkanlığının da 5 yıldır, gecikmiş olarak uluslararası çapta Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma müsabakaları düzenlediğini ifade eden Görmez, bütün müsabakaların Kur’an-ı Kerim’in mehabetine uygun olması gerektiğine dikkati çekti.

Yarışmaların formatı konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Görmez, şöyle konuştu:

“Kur’an-ı Kerim’in şanına halel getirecek en küçük bir söz ve davranıştan uzak durmak gerekir. Bilakis camilerde yapılan Kur’an-ı Kerim yarışmalarının evlere kadar girmesi, genç kuşakların Kur’an-ı Kerim’i güzel okumaya özendirilmesi son derece güzel bir adımdır. Burada tekrar tekrar ifade etmek isterim ki Kur’an sadece sesten, ses yarışmasının güftesinden ibaret değil, Kur’an-ı Kerim bir hayat kitabıdır. Daima bunun üzerinde de düşünmemiz lazım. Görüşler, bakışlar Kur’an’ın o güzel okumalarına, sese, makama, musikiye yöneldiği zaman Diyanet İşleri Başkanının, vazifesi gereği Kur’an’ın gayesine, hayat kitabı oluşuna, Kur’an’ın sesten ibaret olmadığına işaret etmesi kadar tabii bir şey yoktur.

Burada televizyonculuğun formatıyla Kur’an’ın mehabeti arasındaki mesafeyi kapatarak, Kur’an’ın mehabetine uygun bir format geliştirmek üzerinde de ısrarcı olduğumuzu Diyanet İşleri Başkanı olarak ifade etmek istiyorum. Ben tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığımızın personeli var, jüri üyeleri içerisinde bizim arkadaşlarımız var. Bizim itirazımız, Kur’an’ın sese, musikiye, nağmeye, makama indirgenmesine. Kur’an’ın gayesi, manası, bütün insanlara getirdiği rahmet üzerine insanları yönlendirmekten ibarettir.”

Katar ile bazı Arap ülkeleri arasında yaşanan kriz ve Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi’nin bazı ülkeler tarafından terörist ilan edilmesine ilişkin soruları da yanıtlayan Görmez, İslam ülkelerinde sorunların birbirini takip ettiğini, özellikle Körfez ülkelerinde tırmanan hadiselerin bir an önce sulh ile sonuçlanmasını dilediğini söyledi.

Görmez, “Durup dururken İslam alimlerini teröristlerin listesine dahil ederek İslam’ın ve Müslümanların üzerine gelmeye çalışmak kabul edilebilir bir şey değildir. Bu konuda herkesi teenni ile hareket etmeye davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Zehra Aydın-Aynur Ekiz

Kaynak: AA

‘Mayıs ayında sadece 5 kişi terör örgütüne katıldı’

MUŞ

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Muş’taki iftar programının ardından Hasköy ilçesine geçerek, burada teravih namazı kıldı.

Daha sonra ilçe merkezinde vatandaşlarla çay içerek, sohbet eden Soylu, yaptığı açıklamada, bu ülkenin ilerlemesini durdurmak, kardeşliğini bozmak, büyümesini engellemek ve huzurunu ortadan kaldırmak isteyenlere halkın her zaman demokrasiyle cevap verdiğini bildirdi.

“Coğrafyaya huzur ve barış getireceğiz”

Soylu, en son 16 Nisan’da Hasköy halkının bu toprakların üzerinde oyun oynamak isteyenlere karşı, “Bu oyununuzu artık başınıza yıkıyoruz.” anlayışını ortaya koyduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Burada birliğimizin, kardeşliğimizin, geleceğimizin bayrağını diktiniz. Bu ülkenin yarınlarına ve geleceğine sımsıkı sarıldınız. Elbetteki 15 yıldır iktidarda ülkemizin güçlü olmasını, ayakları üzerinde durmasını, yarınlara ümitle bakmasını, alt yapısının güçlü olmasını, demokrasinin, kalkınmasının hızlı gelişmesini istedik. Ne zaman milletimize gidildi milletimiz bunu kabul etti.”

“Bir taraftan Türkiye’nin ayağına çelme takarak, bu ilerlemeyi durdurmak istediler. PKK, DEAŞ ve en son ülkenin musibeti haline gelen FETÖ ile bizi çevremizdeki ateş çemberine alarak gençlerimiz iş bulmasın, insanlarımız huzurlu olmasınlar diye türlü türlü oyunlar oynadılar ama bizi istikametimizden çeviremediler.” diyen Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

“Biz istikametimize dim dik gidiyoruz. Bu emaneti bize kimin verdiğini biliyoruz. Biz kimin topraklarında olduğumuzu biliyoruz. Mevlana’nın, Selahattin Eyyubi’nin, İdris-i Bitlisi’nin topraklarındayız. Bu topraklardaki en büyük gücümüzün birlik ve beraberliğimiz olduğunu biliyoruz. Zengin, güçlü ve kardeş bir Türkiye olacak, etrafımızdaki coğrafyayı karıştırmak isteselerde biz o coğrafyaya huzur, barış ve kardeşlik getireceğiz.”

Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğunu anlatan Bakan Soylu, “Biz güçlü bir ülkeyiz. Bunu söylediğimde Amerika’daki o melun bunun üzerine bizi ahmaklıkla suçlamış. Söylediğim şu, son 300 yılın en güçlü Türkiyesiyiz Allah’a hamdolsun.” dedi.

Soylu, çalışma bakanlığı döneminde kente SGK ve İş-Kur binası kazandırdıklarını anımsatarak, Hasköy ilçesine kaymakamlık ve belediye başkanlığı binasının en kısa zamanda yapılacağı sözünü verdi.

“Evlatlarımız mağaraları buluyor”

Vatadaşların emrine 24 saat amade olduklarını ve ülkenin kalkınması için çalıştıklarını aktaran Bakan Soylu, şöyle devam etti:

“Biz gayret gösteriyoruz, mücadele ediyoruz ama herşeyi yapan Allah’tır, biz buna inanıyoruz. Terör konusunda da önemli adımlar atıyoruz hep birlikte. Cumhurbaşkanımızın, başbakanımızın talimatları açıktır, hükümetimizin programı bellidir. Şimdi Kato Dağı’nda 107. mağarayı buldu evlatlarımız. Onlar oraya mühimmat silah taşıyorlardı. Oradan Erzurum’a, Kars’a kadar mühimmatı sevk ediyorlardı. Bir taraftan terörle mücadelemiz devam ederken diğer taraftan 23 ilde cazibe merkezleri oluşturduk. Özel sektör yaklaşık bir katrilyona yakın yatırımla 10 bin kişiye Muş’ta istihdam sağlayacak.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine “milletimizin hizmetkarı olacaksınız” talimatı verdiğini ve bunu en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştıklarını ifade eden Soylu, geçtiğimiz hafta ziyaret ettiği Mardin’de otellerdeki doluluk oranının yüzde 100’e ulaştığını, bunun memnuniyet verici olduğunu bildirdi.

“Mayıs ayında sadece 5 kişi terör örgütüne katıldı”

Ülkeyi karıştırmak isteyenlerin bulunduğunu belirten Bakan Soylu, iş bulmak için çabalayan gençlerin ve yatırım yapmak isteyenlerin önünün kesildiğine işaret ederek, “Sadece fabrikalar, organize sanayi bölgeleri değil, turizm de bölgenin en önemli yatırım alanlarından biri olacak. Burada gençlerimiz, çocuklarımızın umutları var. Kimi hemşire, kimi doktor, kimi öğretmen, kimi avukat, mühendis, polis, asker olmak istiyor. Devleti yönetenler olarak görevimiz, onları hayalleri ve idealleriyle buluşturmaktır. Mayıs ayında terörle yaptığımız mücadelede bizim tespitlerimize göre, sadece Türkiye’de 5 kişi terör örgütüne katıldı. Bu rakamın binlerin üzerinde olduğu bir dönemden, 2017’nin ilk beş ayında toplam 45 kişi. Aramızdaki anlayışın, birliğin, beraberliğin ve birbirimizle olan muhabbetin sonucudur. Bunu azalttığımız an çocuklarımız iş buluyor, paralarımızın bereketi artıyor. Ortadan kaldırdığımız an buraya fabrikalar geliyor, buralar cazibe merkezi oluyor. Biz nasıl bir coğrafyada yaşadığımızı biliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Önümüzdeki dönemde hep birlikte yeni Türkiye’nin başlangıcını gerçekleştireceklerini kaydeden Soylu, yeni sistemle ülke olarak 4 yılda elde ettikleri mesafeyi 2 yılda alacaklarını vurguladı.

Yeni sisteme karşı çıkanların en büyük çekincelerinin de bu olduğunu anlatan Bakan Soylu, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Türkiye’nin kendi uçağını, arabasını, uydusunu yapmasını istemiyorlar. İnsansız hava araçlarını İsrail’den alıyorduk. Bozuluyordu, yapmıyorlardı. Şimdi kendimiz yapıyoruz. ATAK helikopterlerini, gemilerimizi, motorlarımızı bizim evlatlarımız yapıyor. Türkiye hangi istikamette gittiğini çok iyi biliyor. Gözümüz de kulağımız da sizlerdedir. Hepimizin eksikleri var, bunları istişareyle, milletimize olan sorumluluğumuzla gidereceğimize inanıyoruz. Ana muhalefet partisi genel başkanı diyor ki bu işaretten vazgeçin. Ben de ona buradan bir şey diyorum. Kılıçdaroğlu, kendi dilin ve gönlünle konuş. Başkasının diliyle, gönlüyle, bu toprakların dışında bize bir şekilde dayatılmaya çalışanların diliyle konuşma. Bu toprakların hamurunda tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet var.”

İçişleri Bakanı Soylu, konuşmasının ardından kentten ayrıldı.

Muhabir: Cemal Aşan

Kaynak: AA

Sadece uyardı! Sonrasında yaşananlar vahim

ESKİŞEHİR’de kliniğini önündeki bir kediye doğru tekme atan 6 yaşlarındaki bir çocuğu uyaran veteriner 58 yaşındaki Turgay Özdemir, çocuğun dedesi ve babasının saldırısına uğradı. Çıkan arbedede yere düşen Özdemir’in sol ayağı kırıldı.

Olay önceki gün Büyükdere Mahallesi Atatürk Bulvarı’ndaki ’Kalbim Veteriner Kliniği’ önünde meydana geldi. İşyeri güvenlik kamerasının da kaydettiği olayda dedesiyle birlikte veteriner kliniğini bulunduğu apartmandaki evlerine gitmekte olan 6 yaşlarındaki bir çocuk, klinik önündeki kediye doğru tekme attı.

Tekmesi kediye isabet etmeyen çocuğa veteriner Turgay Özdemir sözle uyarıda bulundu. Çocuk önünde gitmek olan dedesini yanına gitti. Dede ile veteriner Özdemir arasında tartışma çıktı. Dede ile veteriner birbirlerini ittiği sırada çevreden gelenler araya girdi ve iki tarafı uzaklaştırmaya çalıştı.

Kısa süre sonra çocuğun babası da gelip tartışmaya katıldı. Baba, veteriner Özdemir’i arkadan boynundan tutarak yere düşürdü. Düşme sonucuna sol ayağı kırılan veteriner Özdemir çağrılan 112 ambulansıyla hastaneye kaldırıldı. Hastanede ayağı alçıya alınıp gerekli tedavisi yapılan Özdemir daha sonra taburcu edildi.

Veteriner Turgay Özdemir kendisine saldıran çocuğun doktor olan dedesi ile mühendis olan babasından şikayetçi olduğunu söyleyerek şöyle konuştu:

“Akşam saatlerinde acil vakalara bakmak için kliniğe gittim. Klinikteyken bir adam ile 6 yaşlarında bir çocuk geçiyordu. O sırada çocuk benim baktığım kedilerden birine tekme attı. Çocuğa, ’Sen kediye tekme atmaya utanmıyor musun? Şimdi seni babana söyleyeceğim?’ diye sadece sözlü uyarıda bulundum. Daha sonradan öğrendim ki çocuk bizim kliniğimizin üst katında oturan bir beyefendinin çocuğuymuş. Çocuk benim uyarımla sanırım ürktü ve binanın diğer tarafına yöneldi. Ben de arkasından gittim. Amacım, ebeveynine çocuğunun bunu yaptığını söylemekti. O sıra da çocuğun dedesi üzerime yürüdü. Küfür ederek, kafa attı bana. O sırada gözlüğüm kafasına geldi. Onun kafasındasıyrık oluştu. Kendisinin doktor olduğunu ve darp raporunu alacağını söyleyerek, tehdit etmeye devam etti. Gençler geldi, bizi ayırdılar. Daha sonra çocuğun babası geldi koşarak. O da küfür etmeye başladı. Çocuğunu benim ağlatmadığını, babasının bana saldırdığını söyledim. Ama küfürlerine devam etti ve saldırmaya başladı. Sürükleye sürükleye bahçeye geldik. Orada bana vurdu, boğazıma sarıldı ve yere düştük. O sırada ayağım kırılmış. Kendilerinden şikayetçi olduk. Ayrıca başka bir şey yapma ihtimaline karşı polisten koruma talep ettik.”

Kaynak: HABER7.COM

Bilecik’te dehşet! Bu yaratık sadece köpek yiyor!

Bilecik’in Bozüyük ilçesinde bağlı Dübekli köyünde son bir ayda yaklaşık 25 köpeğin henüz tespit edilemeyen esrarengiz bir hayvan tarafından telef edilmesi köy halkı arasında paniğe neden oldu. 

Yaşanan akıl almaz olayla ilgili olarak açıklamalarda bulunan köy muhtarı Mustafa Yılmaz, “Senelerdir avcılık yapıyorum, ömrüm boyunca böyle bir olayla karşılaşmadım. Köyümüzde bir aydır yaklaşık 25 tane köpek sırtlan olabileceğini düşündüğümüz bir yaratık tarafından telef edildi. Küçük büyük fark etmiyor, bu yaratık sadece köpek yiyor. Köyde birçok küçükbaş ve büyükbaş hayvanımız olmasına rağmen bu hayvanlarımızda herhangi bir kayıp yaşamıyoruz. Küçükbaş hayvanlar gün içerisinde köyde başıboş dolaşıyor ama onlara herhangi bir saldırı gerçekleşmiyor. Bu hayvan akşamları köyümüzün içine kadar inerek, avludaki köpeklerimizi götürüyor. Kaçırdığı köpekleri köyün etrafında ormanlık alanda yiyor. Bağlı köpeklerimizin ise bağını kopartamaz ise bulunduğu yerde öldürerek kafasına kadar her yerini yiyor. Köpeklerin sadece kafatası, pati ve iskeleti kalıyor. Bu hayvan köpeklerin diğer bütün yerlerini yiyor. Bu kurt değil. Kurt olsa, koyun sürüsüne girer ve onları da alır diye düşünüyoruz. Bu yaratık sadece köpeklerimizi alıp götürüyor. Ama nasıl yapıyorsa bir boş bulunduğumuz zamanımızı buluyor ve köpeklerimizi alıp götürüyor. Köpeklerin bu hayvandan kurtulması imkansız. Benim sırayla 3 tane köpeğimi alıp götürdü. Ormanda köpeklerimizin leşleri veya kemiklerini bulabiliyoruz. Köyümüze dadanan bu yaratık yüzünden köyde köpek kalmadı. Köylülerimiz yaşanan bu olaylardan dolayı tedirginlik yaşıyor. Bu konuda yetkililerden destek bekliyoruz” diyerek yaşadıkları olayı dile getirdi.

Kaynak: HABER7.COM

Bu ormana sadece bilim insanları girebiliyor

SAMSUN – İLYAS GÜN

Samsun’un Çarşamba ilçesinde içindeki endemik ağaç türleri dolayısıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığınca 1984 yılında Türkiye’nin ilk “tabiat koruma alanı” ilan edilen Hacıosman Ormanı Tabiatı Koruma Alanı‘na 33 yıldır sadece bilimsel çalışma yapmak için girilebiliyor.

Yeşilırmak Deltası’nın getirdiği alüvyonlarla oluşan ve koruma altına alınan ormanda tek dalın bile kesilmesine izin verilmiyor. Sadece üniversitelerin TÜBİTAK ile yaptığı bilimsel araştırmalar için girilebilen ormanda bilim insanları, insan eli değmeyen ekosistemin kendi kendini nasıl yenilediğini gözlemliyor. Orman içinde rüzgar veya yoğun yağış nedeniyle devrilen ağaçlar oldukları yerde bırakılarak, çürüdükten sonra ekosisteme sağladıkları katkı izleniyor.

Havaalanı yanında el değmemiş orman

Orman ve Su İşleri 11. Bölge Müdürü Mehmet Sıddık Kılınçer, AA muhabirine, Çarşamba ilçesi sınırlarındaki, Çarşamba Havaalanı’nın yanı başında yer alan 130 hektarlık Hacıosman Ormanı’nın flora açısından Türkiye’nin önemli “su basar” ormanlarından birisi olduğunu söyledi.

Ormanın endemik ağaç türlerini barındırdığı için dünya literatürüne girdiğini, Bakanlık tarafından 1984 yılında tabiat koruma alanı ilan edildiğini anımsatan Kılınçer, şöyle devam etti:

“Ormanın etrafının tamamen telle çevrili olduğuna ve bekçisinin bulunduğuna işaret eden Kılınçer, “Hacıosman Ormanı’nda sadece bilimsel araştırmalara izin verilmektedir. Türkiye’deki üniversitelerin TÜBİTAK ile ortak yaptığı projeler orman içinde yürütülmekte ve ormanın kendi kendini nasıl yenilediği gözlemlenmektedir. Ormanda 12 tür ağaç, 30 tür çalı ve 68 türde ot, 32 familyaya ait 72 çeşit mantar tespit edilmiştir.” diye konuştu.

Kaynak: AA

‘Bel ağrılarının sadece yüzde 2’si bel fıtığından’

Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Fizik Tedavi Rehabilitasyon Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Kadriye Öneş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bel ağrısının toplumda oldukça sık görüldüğünü, ciddi iş gücüyle zaman kaybına neden olan sorunun, hayat kalitesini de önemli ölçüde azalttığını söyledi.

“Ayrıca bel ağrısı, hala tedavide yanlış uygulamalarla ciddi sağlık sorunu olan önemli bir konudur.” diyen Öneş, toplumda insanların yüzde 80’inin hayatlarının bir döneminde bel ağrısından yakındığını aktardı.

Prof. Dr. Öneş, “Bel ağrısının en sık görülen nedenleri kas spazmı, kireçlenme, bel kayması, kanal daralması, bel fıtığı gibi durumlardır. Ancak bu konuda daha az karşılaştığımız tümör, enfeksiyon ve kırıkları da göz ardı etmemek gerekir. Toplumda en sık konuşulan bel ağrısı nedeni bel fıtığı olarak bilinmektedir ancak bel fıtığı bu ağrıların yaklaşık yüzde 2 gibi küçük bir kısmını oluşturur.” diye konuştu.

Bel fıtığının, her iki omur arasında yastık görevi yapan jöle kıvamındaki diskin taşması ya da yırtılması sonucu meydana geldiğini, bunun sonucunda diskin omurların içinden geçen omurilik ve sinirlere baskı yaparak şikayetlere neden olduğunu anlatan Öneş, şöyle devam etti:

“Belden çıkarak bacağımıza giden siyatik, sinire baskı yaptığı zaman kişide bel-bacak ağrısı, uyuşma, kasılma, çekilme şikayetlerine neden olabilir. Hasta ıkınma, öksürme ve hapşırmakla ağrısının arttığından yakınır. Omurilik ve sinire olan baskı artarsa bacak ve ayak kaslarında güçsüzlük, kaslarda zayıflama, duyu ve refleks kusuru, hatta idrar tutamama şikayetleri ortaya çıkabilir. Bel fıtığı; kilolu, hareketsiz hayat tarzı olan kişilerde daha sık görüldüğü gibi, mesleki ve günlük hayatta omurgaya yük bindiren ağır kaldırma, zorlayıcı aktivitelerde bulunan kişilerde de oldukça sık rastlanır. Öte yandan sigara içmenin de bel fıtığıyla ilişkili olduğu çalışmalarda gösterilmiştir.”

“Tek başına MR sonucuna bakılarak ameliyat yapılmamalıdır”
Prof. Dr. Öneş, bel fıtığı teşhisinde hekimin iyi ve detaylı muayenesinin gerekliliğine işaret ederek, asıl teşhis ve tedavi için muayene sonucunun çok önemli olduğunu vurguladı.

Manyetik Rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemlerinin de teşhiste önemli katkılar sunduğunu ancak bazen de gereksiz yapılarak geri ödeme kurumlarının yükünü arttırdığını aktaran Öneş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“MR’da görülen her fıtığın, ağrının asıl nedeni olmadığı, detaylı muayene ve değerlendirmeyle tespit edilmelidir. Belli bir yaştan sonra genellikle, MR’da fıtık görülmesi olağandır. Ancak bu fıtıklar ağrının asıl nedeni olmayabilir. Tedavi, muayene sonuçlarına göre yapılmalıdır. Özellikle cerrahi kararında, hastanın kliniği ve muayene bulguları dikkate alınmalıdır. Tek başına MR sonuçlarına bakılarak bel fıtığı ameliyatları yapılmamalıdır. Bel fıtığı tedavisinde erken dönemde istirahat ve ilaç tedavisi çoğu hastada şikayetleri düzeltecektir. Birkaç günlük yatak istirahati hastaya göre değişmekle birlikte, genellikle yeterlidir. Birkaç günlük yatak istirahati sonrasında, hastanın normal günlük aktivitelerine kontrollü olarak yavaş yavaş geçmesi önerilmelidir. Ancak uzun süre ayakta durma, uzun süre özellikle öne eğilerek bilgisayar ve televizyon başında oturma, ağır kaldırma, yüksek raflara uzanma, belinden öne doğru dizleri çökmeden eğilme, otururken sağa, sola dönme gibi beli zorlayan hareketlerin yapılmaması çok önemlidir. Hatta hayat boyu bu zorlayıcı hareketlere dikkat etmek ve bu konuda tekniklerin öğrenilmesi önemlidir.”

Kaynak: HABER7.COM

Ukrayna’ya Pasaportsuz, Sadece Kimlik Kartı İle Seyahat Başlıyor

Ukrayna Devlet Göçmen Servisi Başkanı Maxim Sokolyuk, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye ile Ukrayna arasında pasaportsuz seyahat döneminin yakın zamanda başlayacağını duyurdu.

ANLAŞMA DÜN ONAYLANDI

Sokolyuk açıklamasında, “Türk yetkililer, 20 Mayıs’ta Ukrayna ile pasaport olmadan çipli kimlik kartlarıyla karşılıklı seyahat uygulamasını onayladı. Dışişleri Bakanlığından resmi tarihi bekliyoruz. Birkaç hafta içinde uygulamanın başlayacağını düşünüyoruz” dedi.

Açıklamada, 550 bin çipli kimlik kartının işlendiği ifade edildi.

Kaynak: HABERLER.COM

Kıtalar arası geçiş sadece 4 dakika

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Cumhuriyet’in ilanın 90’ıncı yıldönümü olan 29 Ekim 2013’te açılması planlanan Marmaray’ı Anadolu yakasındaki duraklarından Ayrılıkçeşme istasyonunda ilk test sürüşünü yaptı. Saat 16:00 sıralarında Üsküdar Kısıklı’daki evinden ayrılan Başbakan, Ayrılıkçeşme istasyonuna geldi. Ayrılıkçeşme İstasyonunda Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım proje ile ilgili olarak Başbakan’a bilgi verdi. 14 km uzunluğundaki rotada yapılan test sürüşü Kazlıçeşme’de devam eden yüksek voltaj çalışmaları nedeniyle, Yenikapı-Ayrılıkçeşme arasındaki 12 km’lik kısımda yapıldı.Marmaray projesinin 29 Ekim 2013 tarihinde Kartal-Kadıköy Hızlı Tren Hattı ile eş zamanlı olarak tamamlanması bekleniyor.